Kapitalist Aşı

Kapitalist Aşı

Kapitalizm aşı çalışmalarına nasıl zarar veriyor? Dünya nüfusunun önemli bir kısmı COVID-19 aşılarına erişemiyor. bunun asıl nedeni ne?

Aşılar, tüm dünyada devam eden COVID-19 salgınıyla mücadelede bir umut oldu. Bugüne dek 2,5 milyondan fazla kişi hayatını kaybetti. Dünya ekonomilerini durma noktasına getiren salgın yaşam biçimlerimizi hepten değiştirdi. Neden olduğu fiziksel, duygusal ve ekonomik acıları katmıyorum bile. Ancak çare olması beklenen aşı, eşitsiz ve kapitalist dünyamızın boyutunu da gözler önüne sermekte.

Tıp dergisi Lancet’ta bir süre önce yayımlanan bir makalede ‘yeni aşıların, zamanında yapılmadığı takdirde dünyanın dört bir yanındaki insanlar için çok da bir şey ifade etmeyeceğinin’ altı çizildi. Aşılar kullanım onayı almasına rağmen aşılama kampanyaları korkunç derecede yavaş ilerliyor. Dağıtım şu anki hızda devam ederse sadece bir kaç ülke sürü bağışıklığına kavuşacak. Bir de mutasyonlar var, mevcut aşıların etkinliğini sorgulatıyor.

Bazıları bu aşı fiyaskosunun suçunu hantal devlet bürokrasisine ve aşı karşıtlarına yüklüyor. Gerçekten sorun nerede? Bence bunun sebebi işlevsiz bir küresel ekonomik sistemden kaynaklanıyor.

Kârlılık odaklı yapı

Şirketler, yıllardır, yeterince kârlı olmadığı gerekçesiyle aşıların önceliğini azaltıyor. Örneğin 2014’teki Ebola virüsüne kadar ciddi bir aşı geliştirme projesine tanık olmadık. Pfizer ve BionNTech gibi şirketler koronavirüs salgınına kadar mRNA teknolojisinin aşılardan ziyade ilaçlarda kullanılmasına odaklanıyordu.

COVID-19 aşısının geliştirilmesinde temel itici güç kamu sektörüydü sürecin finansmanında kamu fonları kullanıldı. Buna rağmen ilaç şirketleri, düşük maliyetli aşı geliştirme yoluna gitti ve kâr odaklı bir yapı haline büründü. Bu durum, bilim insanlarının mümkün olan en iyi aşıyı bulmak amacıyla iş birliği yapmasını ve araştırmaların paylaşılmasını engelliyor.

Parası olana daha fazla aşı

Bir başka konuda arz talep meselesi. Hükümetler, aşı arzı yetersizken kendi ülkelerindeki kullanım için yeterli dozu güvence altına almak için çabalıyor. İsrail ve ABD aşılara daha yüksek fiyatlar ödeyerek gayet iyi bir aşılama oranına ulaştı. Aşı konusunda üye devletlerin nüfuslarıyla orantılı adil dağılımın müzakere edildiği Avrupa Birliği’nde bile, Almanya gibi daha zengin ülkelerin kendileri için daha fazla aşı almayı başardıkları ortaya çıktı.

En yüksek teklifi verenlerin ihtiyaçlarından fazla olsa bile istedikleri kadar aşı satın alabildiği bir durumda salgının yakın zamanda bitmesini beklemek ütopyadan başka bir şey değildir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) buna ‘aşı milliyetçiliği’ adını verdi ama aslında bu, aşı kapitalizmidir. Ülkeler, aşılara en yüksek teklifi vermek için birbirleriyle yarışıyor, çünkü ilaç firmalarının yetersiz arz durumu söz konusu.

İktisat’ın babası Adam Smith’in dediği gibi, herhangi bir ticari sır, bir tür tekeldir ve eczacılık ile ilgili patentler, tedarikçinin tekel oluşturmasını sağlar. Aşıların şirketlerin fikri mülkiyetinde tutulması, üretim kapasitelerini ciddi şekilde sınırlar ve dağıtımları hem çok maliyetli hem de verimsiz kılar.

Batılı ülkeler, farklı hızlarda da olsa aşı temin edebildikleri için dünyanın pek çok bölgesinde aşılama başlanamadı bile. Aşılar için test alanı olarak kullanılan Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler bile sınırlı arzla mücadele ediyor.

Kaçınılmaz bir küresel ekonomik felaketle karşı karşıyayız. İktisatçılar, zengin ülkeler açısından küresel ölçekte eşit olmayan bir aşı uygulamasının eşgüdümlü aşı dağıtımından çok daha maliyetli olacağı yönünde uyarıyor. Bazı ülkelerde sürü bağışıklığı sağlanmış olsa bile, diğerlerinde kalıcı hale gelen salgınlar seyahatler ve küresel tedarik zincirlerinde yıkıcı etki yapmaya devam edecek. Bir çalışma, adil bir aşılama kampanyası için ciddi bir küresel çaba gösterilmemesi halinde bunun gelişmiş ülkelere maliyetinin 4,5 trilyon dolara ulaşabileceğini ileri sürüyor.

Kapitalizm sadece felaket doğurur

Doğal veya insan kaynaklı krizlerden kâr elde etmeye çalışan yağmacı kapitalizmin, mevcut salgına yansımaları kapitalizmin ne kadar ileri gidebileceğini görmemizi sağladı. Kapitalist güçler felaketi ağlarına düşürürken onu büyütebilir ve yeni, daha da büyük bir felaket yaratabilir.

Küresel nüfusun önemli bir kısmının aşılanamaması, virüsün mutasyona uğramak, yeni oluşturulan bağışıklıktan kaçınmak ve uzaklara seyahat etmek için yeterli alana sahip olacağı anlamına geliyor. Yeni aşıların geliştirilmeye devam edecek elbette, ancak gecikmiş ve düzensiz dağıtım göz önüne alındığında COVID-19’un her zaman bir adım önde olacağı kaçınılmaz bir gerçek.

Salgını sona erdirmek, insanların hayatını kurtarmak ve en savunmasızlar için ekonomik felaketi önlemek istiyorsak,

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 1
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım

Dergimize ara ara uğrayıp çıkan Ya da dergimizin müptelası olup isminin görünmesini istemeyen yazarlarımızın yazıları Konuk Yazar kısmında yer almaktadır.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir